11.7.16

Bal Hasadına Hazırlanıyoruz.



Arıcı Metin'in değerli izleyicileri, bu yılın bal hasadına hazırlanıyoruz. Ankara'nın bazı bölgelerinde bal hasadı yapıldı bile. Görünüş; çok iyi bir sezon geçirmediğimiz şeklinde. Arılar henüz hırçın değil; yağmacılık tehlikesi de görünmüyor. Erkek arıların kovandan atılması işlemi de başlamadı. Ancak balın gelişi çok zayıfladı. Geçtiğimiz haftaki yağmurlar çiçekleri canlandırırmı diye düşündük ama henüz olumlu işaret de görünmüyor. Görünen o ki; bu yılın bal rekoltesi, geçen yıla oranla biraz daha düşük olacak. Fakat, kısmetten ötesi de yok.
Buradan, bal siparişi vermek isteyen arkadaşlara da duyurmak isterim. Sipariş kaydına başlıyoruz. Bal hasadının ardından, siparişlere göre dağıtıma başlayacağız inşaallah.
Balın fiyatı, geçen yılki gibi; süzme bal da petek bal da yine 70 tl olacak. Süzme ballar net bir kilo. Petek ballar da kutularda ve net bir kilo.
 Pek tavsiye etmesem de, ısrarla karakovan balı diyenler için de az miktarda karakovan balı olacak ve onun kilo fiyatı da 140 tl olacak.

23.5.16

İlk Oğul

Yağışlar arıların düzenini bozdu. Yağışlar nedeniyle arıların çalışma temposu değişti. güneşin açmasına göre uçuma çıkıyor ya da kovana hapsoluyorlar.
Havaların düzensiz gitmesi, bizim de düzenimizi bozdu. Yağış nedeniyle arılara bakmayı ihmal edince; ilk oğullarımızı da almış olduk. 

Pazar günü, iki yağmurun arasında, iki ceviz ağacında iki oğulun sahibi olmuş olduk.
Aslında oğul, bazı arıcı arkadaşlarımızı sevindirse bile, ben bu oğulun kendi eksikliğimizden kaynaklandığı görüşünde olanlardanım. Ancak yağış, lodos gibi olumsuzluklar bir araya gelince arıya bakamıyoruz. Haftanın yedi günü arılarımızın başında da değiliz. Hani derler ya; "Kızını başıboş bırakırsan, ya davulcuya gider, ya zurnacıya." deyişine benzedi bizimki de. Kızlarımıza yeterince bakamadık ve iki oğul sahibi olduk. Ancak oğullar, çok güçlü değil.
Biz de zayıf olan oğulu, zayıf bir kovanla birleştirme yoluna gittik. İkinci oğulu da kovana aldık. Ancak aşırı sıcak gideceği söylenen havaların bu oğulların geleceğini etkileyeceği de muhakkak gibi görünüyor.
Şu sıralardaki yağmurlar, bırakın arılara bakmayı, arılığa gitmemizi bile zorlaştırıyor. 
Allah, hakkımızda hayırlısını versin. Şimdilik hoşça kalın, sağlıcakla kalın.


26.4.16

Bal Bitti- Polen Zamanı

Arıcı Metin’in değerli izleyicileri, bu yıl geciken “Bal bitti” haberini bugün verebiliyorum. Gösterdiğiniz yakın ilgi ve alakaya teşekkür ederim.
Satışa ayırdığım ballar bitti. Elimde yaklaşık 5-6 kilogram süzme bal ile küçük çıtalarda 8-10 çıta bal kaldı. Onları da, balı şifa niyetine kullanmak isteyenler için ayırdım. Sağlık nedeniyle bal kullanmak zorunda olan ihtiyaç sahipleri, bal hasat sezonuna (Yani Ağustos ayı sonuna kalmasınlar diye ayrılmış durumda. (Küçük çıta ballarımızın kargoyla gönderilmesi, nerede ise imkansız olduğu için, Ankara içi teslim edilmektedir.)
Bunlara ilave olarak, elimde,  iki kavanoz polen-bal karışımı bulunuyor.
Şu anda polen hasat sezonu başlamak üzere. Polen kapanlı kovanlardan günlük olarak toplanan polenler, elenip, havalandırılıp temizlendikten sonra derin dondurucuya yerleştiriliyor ve soğuk zincire alınıyor. Böylece polenlerimiz toplandığı günkü tazeliğiyle sizlere ulaşıyor. Tüketim kolaylığı açısından polenlerimiz, her zamanki gibi, 100 gramlık ve 250 gramlık poşetlerle, güneş görmeyecek biçimde saklanmaktadır.

Polenimizin fiyatı, geçtiğimiz yıl gibi, kilogramı 120 liradan satışa sunulacaktır.

4.4.16

SEZON AÇILDI
Arıcı Metin'in değerli izleyicileri. Sezonu açtık. Öyle yem kontrolü falan değil. Ciddi ciddi çalıştık.

Ana kontrolü yaptık, varroa kontrolü yaptık. Zayıf arıdan petek alıp sıkıştırırken, kıştan çok güçlü çıkan arılara petek takviyesi yaptık. Ana kaybı yaşayan bir kaç koloniye (az bir umut olsa da) günlük yumurtalı, kapalı yavrulu çıta takviyesi yaptık.

Sizin anlıyacağınız, bugüne çıkan arının, bu sezonda artık ne iş yapabileceğini, ne yapamıyacağını kestirebilir hale geldik.

Arıcı Metin Güçbirliği ekibi olarak bu yıl, seçilmiş kolonilerden, kendi ihtiyacımız kadar ana arı üretimi gerçekleştireceğiz. Buna ilişkin hazırlıklarımız da büyük ölçüde tamamlandı. Artık bu alanda işimiz, zamanlamaya kaldı.



18.2.16

ARILAR UÇUMDA

video
Şubat ayındayız ve hava sıcaklığı 20 dereceyi geçiyor. Arılar yoğun bir faaliyet içinde. Arılığa geldiğimizde, arılar etrafımızı sardılar denilecek yoğunluk yaşadık. Su kaynaklarında da bol miktarda arı görüyoruz. Ancak bir sıkıntı var polen gelişi yok denecek kadar az. Bir iki tane çiğdem çiçeği gördük o kadar. Bu sıcaklar hayra alamet değil. Bir an önce mevsim normallerine dönülse iyi olacak.

7.2.16

KONTROLLER BAŞLADI

Kış aylarındayız. Ancak gecenin en karanlık anı, sabah umudunu içinde barındırır dedikleri gibi, biz de bahar umutlarını yeşertmeye çalışıyoruz. Zemheri dediğimiz şiddetli soğuk dönem bitti. Cemre günleri başladı başlayacak. Havalar, mehter yürüyüşü misali, iki ısınıp bir soğuyor. Biz de fırsatı buldukça arılığa gidiyoruz.
Ancak bu kez hafta sonu değil, hafta arası (Perşembe günü) Murat Şahin ile birlikte arılığa gittik. Ne de olsa hafta sonu havalar soğuyacaktı ya.... Biz de onun için Perşembe günü bahçeye gidip hafta sonunu boşa çıkardık.
Bahçeye gidişimizde arıların etrafa yayılışını görünce, açıkça keyiflendik. Kovanların önündeki uçuş tahtası (lafın gelişi. Çünkü yeni tip kovanlarda tahta yerine plastik uçuş platformları var) ölmüş arılarla doluydu. Havayı güzel gören arılar, kovan temizliğine başlamışlar bile.
Biz de Murat ile birlikte kovanları  tek tek kontrol ettik. Onlarca kovandan üç tanesini kaybetmişiz. Bir kaç kovan da oldukça zayıflamış ama hayatiyetlerini sürdürüyorlar. Ancak ilginç bir şey var; kovanların birinin uçuş deliği fazla hareketli olmayınca, şüphelenerek (biraz da korkarak) kovanı açtık. Bir de ne görelim. En az 8 çıta dolusu arı, sakin sakin kovan içinde çalışmalarına devam ediyor. Anlaşılan bu kovandaki arıların davranış biçimi; sessiz çoğunluğumuza benziyor. Bu şekilde bir kaç kovan vardı.
Gelelim, hafta sonunu boşa çıkarmamıza. Türkiye'de arıcılıkta bir ekol haline gelmiş olan Hüseyin Ceylan'ı ziyaret için İzmir'e gittim. Ne de olsa, Türkiye'nin ilk arı çiftliğini kuran, arıcılıkta bir çok konuda öncülük yapan bir arıcı ile görüş alışverişinde bulunmak kadar öğretici bir şey olamaz. Hüseyin Ceylan, reklamı sevmeyen ama araştırmaya, arıcılığın insan sağlığına yararları konusunda tıp adamları ile işbirliğine önem veren biri. Arı çiftliğine gidebilmemiz mümkün olmadı ama yaptıklarını fotoğraflarla anlattı ve benim bahçenin arı çiftliğine dönüşmesi konusunda, kendisinden çok yararlı fikirler aldım.
İzmir'de, bir de Ali Türk adlı arıcı arkadaşımla görüşmeyi planlıyorduk ama nasip olmadı.
Şimdilik hoşça kalın, sevgiyle kalın.

 

21.1.16

Kış, kışlığına başladı.

Arıcı Metin'in değerli izleyicileri, uzun süredir beklediğimiz kar, sonunda kendini gösterdi.
Aslında kendini gösterdi sözü biraz eksik kaldı. Kar, bir iki sefer yüzünü gösterdi ama gelmesiyle gitmesi bir oldu. Bu kez, "Bir geldi, pîr geldi" demek daha doğru olacak.
Kar başlarken arılığımız da beyazlaşmaya başladı. Kar yağıp bittikten sonra, size kar resmi yayınlamak isterim ama, bizim oralara, yoğun kar yağışından sonra ulaşabilmemiz; ya en az üç kilometre yürümemize, ya da; belediyenin kar araçlarıyla yolu açmasına bağlı.
Gelin aynı arılığın yazdan kalma bir resmiyle, kar başlangıcını gösteren iki resme bakmakla yetinelim.
Hoşça kalın, sevgiyle kalın.