6.1.17

PROPOLİSİ TANIYALIM

Propolis.
Propolis, arıların bitki filiz ve tomurcuklarından topladığı, kovan giriş deliğine, çatlak ve kırıkları kapattığı, antibakteriyal, antiviral, antifungal, antioksidan, antiparazitik özelliklere sahip yapışkan ve reçinemsi bir maddedir.
Propolisin ham maddeleri, arılar tarafından değişik bitkilerden toplanır ve ağızlarındaki tükürük enzimleriyle kısmen sindirilir. Kısmen sindirilen çeşitli maddeler balmumu ile karıştırıldıktan sonra kovanda kullanılır. İçerisinde biraz polen bulaşığı da bulunabilir.
 Propolisin Fiziksel Özellikleri

Renk: Bitki türüne bağlı olarak renk, sarıdan, koyu kahveye kadar değişir.
Propolis, 60-70 °C'de sıvı, 25-45 °C'de yumuşak ve yapışkan, 15 °C altında ise, katı kırılgandır.
Propolis, etanol, glycol ve suda belirli oranlarda çözünür
Propolisin Yapısı ve Bileşimi

Propolis örneklerinde, bitkisel kaynağa bağlı olarak, 150-200 bileşik veya kimyasal saptanmıştır. Bunlardan bazıları: Flavonlar ve flavonoidler, terpenler ve terpenoidler, aromatik asit ve esterleri, alifatik asit ve esterleri, amino asitler, alkoller, aldehitler, kalkonlar, ketonlar, hidrokarbonlardır. Ayrıca, bazı vitaminler (B1, B2, C ve E) bulunur. Bileşiminin büyük bir kısmını, flavonoitler oluşturur. Bu bileşikler, bitkiler aleminde yaygın olarak bulunur. Bunların nispetleri değişmekle beraber, ortalama % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer maddeler ve organik kalıntılardan ibarettir.
Propolis, sağlık için vücut yoluyla alınması gereken 22 besini bünyesinde taşıması açısından, içinde bulunduğumuz yüzyıl da keşfedilen mükemmel doğal ilaç olarak kabul edilmiş ve önem kazanmıştır.
Propolisin, insanlar üzerinde olumlu etkisini gösterdiği hastalıklar: Beriberi, deri ülseri, ağız yaraları, diş ağrısı, burun iltihabı, mide ülseri, böbrek bozuklukları, İYE (idrar yolu enfeksiyonu) iyi huylu tümör, kist, damar sertliği, diabet, kemik erimesi, kırıkların kaynaması, sedef, sinir ucu iltihabı, sivilce, egzama, vajinal ve rahim iltihaplanması, şeker hastalığı, nefes darlığı, çeşitli yaralar, cilt kanseri, menopoz dönemi kemik erimesi, astım, bronşit, romatizmal ağrılar, tüberküloz, mikrobik rahatsızlıklar, parkinson, hemeroid, akciğer kanseri, grip, uçuklar, gastrit, oniki parmak ülseri, orta kulak iltihabı, ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonu), baş ağrısı, güneş yanığı, akne olarak sıralanabilir.
Propolis; antibakteriyal, antiviral, antifungal, antioksidan, antiparazitik özelliklere sahip bir maddedir.
Propolis bir çok ilacın aktif maddesi olan bitkisel flavonoidler, antioksidanlar ile biyolojik aktif maddelerden oluştuğu için tıp alanında geniş bir kullanımı olan üründür. (Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi profesörlerinden Murat Kartal’ın, doçentlik dönemi yaptığı araştırmalardan biri propolis ve etken maddelerine yöneliktir) Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini yok ettiği ve internal toksinleri vücuttan attığı tespit edilmiştir. Propolisin uzun süreli kullanımı, sentetik antibiyotiklerine aksine, zararlı bakterilerde direnç oluşturmamaktadır.
Tarihi ve Tedavide Kullanımı

Eski Mısırlıların ölülerini mumyalamakta, Yunanlılar ve Romalılar'ın yaraları tedavi etmekte kullandıkları, tarihi kayıtlardan bilinmektedir. Propolisin tıbbi alanda kullanımı çok eski çağlara uzanır. Hipokrat, propolisin, deri ülserlerinin ve sindirim sisteminin tedavisinde kullanıldığını söylemiştir. Anadolu'da da geleneksel olarak insanlarda ve çiftlik hayvanlarında ayak ve deri problemlerinde, yaraların iyileştirilmesinde, çıbanlarda kullanıldığı bildirilmektedir. Avrupa'daki 12. Y.Y. kayıtları propolisin, medikal preparatların, ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder.
Tıpta Kullanımına Örnekler
Propolis spreylerinin, solunum yoluyla alındığında romatizmaya ve astıma iyi geldiği, gut hastalığının tedavisinde ve sinirleri yatıştırmada kullanıldığı bildirilmektedir(Krell, 1996). Bunların yanında propolisin, beyin cerrahisinde kanamayı engellediği, yine % 2'lik propolisin, genel olarak merhemlerin antibakteriyel etkilerini artırdığı bildirilmektedir (Ghisalberti, 1979).
Propolisin, bazı kanser türlerinde kullanımı, yapısındaki cynamic asit ve terpenoidlerin, sitotoksik(hücre için zehirli) aktivitesi ile ilgilidir. Bu yönüyle propolis, bağırsak, böbrek, meme, burun ve farenks (yutak) kanserlerinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Uruguay menşei’li propolisle yapılan bir çalışmada, meme kanserini yavaşlattığının bulunması, bu yargıyı güçlendirmektedir (Novatny et al, 1999).
Çin'de, Lian Yun Gang'ın Worker's hastanesinde Dr. Fang Zhu, hipertansiyon, damar tıkanıklığı, koroner kalp rahatsızlığı olan 45 hasta seçmiş ve bu hastalara, 30 gün boyunca günde 3 defa 300 mg propolis vermiştir. Bu süre sonunda hastaların kolesterol düzeylerinde belirgin düşüşler gözlenmiştir.
Yapılan çalışmalarda, düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda; sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini(patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya'da yapılan klinik çalışmalarda, 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücreleri üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.
Bu konuda Türkiye'de de ciddi çalışmalar başlamıştır.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı Profesör Dr. Orhan Değer, 2000 yılından bu yana yürüttüğü çalışmalar sonucu, Arı ürünlerinin yararlarını sınıflandırırken, Balın antioksidan özelliğinin 1 kabul edilmesi halinde, polenin antioksidan özelliğinin 2,5, propolisin antioksidan özelliğinin ise 10 olarak kabul edilebileceğini söylemektedir.
Aynı zamanda Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı da olan Prof. Dr. Orhan Değer, propolisin hastalıklarda kullanılmasından önce, özellikle koruyucu olarak kullanılması gerektiğini anlatıyor. Propolisin bağışıklık sistemini güçlendirerek etkisini gösterdiğini anlatan Değer; kuş gribinde propolisin denendiğini ve düzenli kullanılması halinde gribe yakalanılmadığını ya da çok hafif olarak atlatıldığını ifade ediyor.
Profesör Orhan Değer, dünyada Brezilya propolisi ve Şili propolisi olarak tanınan ürünün artık Türk Propolisi diye dünya tıp literatürüne girdiğini ve su ile hazırlanan propolis ekstraktının, Alkol ile çözülen propolis ekstraktından daha etkili bir koruyucu olduğunu söyledi.
(Prof. Orhan Değer'in Propolisi tanıtan, yaklaşık 17 dakikalık videosu:http://www.organikpropolis.com.tr/prof-dr-orhan-deger-organik-propolisi-anlatiyor/)
(Prof. Erdem Yeşilada Propolisin antibiyotiğin etkisini arttırma ve bağışıklık sistemine ilişkin etkilerini anlatan 2'.30"luk açıklaması: https://www.facebook.com/bypropolis/videos/1648412842052788/)
İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu propolisteki antioksidan özelliğin hücrelerin yaşlanmasına neden olan serbest radikallerin oksijenle yıkımına karşı korunma sağladığını anlatıyor ve "Propolisin içerdiği bileşikler, onu dünyanın en güçlü  antioksidan kaynağı yapmaktadır" diyor.
Erzurum Teknik Üniversitesi öğretim üyesi, Doç. Dr. Hasan Türkez de, propolisin akciğer kanserlerini önleyici etkisine dikkat çekiyor ve Karaciğer kanserinin önlenmesi alanındaki uluslararası çalışmalarını anlatıyor. ("https://www.youtube.com/watch?v=XNdIkQ4ETPg&feature=youtu.be")
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Oruç, arılardan elde edilen propolisin, özellikle kanser, karaciğer, sedef, mide, ülser hastalıklarının hücrelerini önemli bir ölçüde yok ettiğini ifade ediyor...
Prof. Hasan Hüseyin Oruç'un yaptığı çalışmalara göre; Propoliste analizi yapılan fenolik bileşikler ve yararlı etkileri şöyle:
"Gallic acid: Antikanser, antibakteriyal
Catechin: Antikanser, antioksidan, antidiabetik, antispazmodik, antiülser
Caffeic acid: Antibakteriyal, antikanser, antiviral, antioksidan, antiülser,
Hyperoside: Antioksidan
Ferrulic acid: Antibakteriyal, antikanser, antioksidan, antiülser, antidiabetik
Quercetin: Antibakteriyal, antikanser, antiviral, antiinflamatuar, hapatoprotektif antidiyareik
Cinnamic acid: Antibakteriyal, antikanser, antiülser Naringenin: Antibakteriyal, antikanser, antiviral, antiülser, antidiyareik, antiinflamatuar
Apigenin: Antibakteriyal, antikanser, antiviral, antiinflamatuar, antiülser, antidiyareik
Kaempferol: Antibakteriyal, antikanser, antioksidan, antidiabetik, kardiyoprotektif, antiülser
Chrysin: Antikanser, antiviral, antiinflamatuar, antimutajenik
Galangin: Antibakteriyal, antikanser, antiviral, antifungal
Pinocembrin: Antibakteriyal, antioksidan, antiinflamatuar, antifungal
Cafeic acid phenylethyl ester (CAPE): Antibakteriyal, antikanser, antiviral, immunomodülatör, antioksidan, antiülser, antidiabetik"
Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı ile Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, öğretim üyeleri "Propolisin Sitotoksik Etkisinin Glioma Hücre Hattında (F98) Araştırılması" başlıklı bir çalışma yürütüyorlar.
Kanserle mücadele açısından çok önemli olan bu araştırmanın sonuç bölümünde; "Propolisin glioma hücrelerindeki sitotoksik etkinliği, farklı ülkelerdeki propolisin (Portekiz, Brezilya) farklı glioma hücreleri üzerindeki etkinliğine göre daha yüksek bulundu." deniliyor.
propolisin yararlarını gördükten sonra sorulacak soru; "Propolis'i nasıl temin edebiliriz? Ve propolisi nasıl kullanabiliriz?" olacaktır.
Propolisi ticari yollardan temin edebilirsiniz. Propolisli diş macunundan propolisli bala kadar çok geniş bir yelpazede propolisi bulmanız mümkün...
1/Propolis Ekstraktı: Propolis, laboratuvarda işlemden geçirilip damıtılarak ve belirli kimyasal işlemlerden geçirilerek saflaştırılır.
2/Toz halde kullanım: Parçacıklar halindeki propolis derin doncurucuta kristalleştirildikten sonra kahve makinesi benzeri kırıcıdan geçirilerek toz haline getirilip öylece kullanılabilir.
3/ Doğrudan kullanım: Parçacıklar halindeki propolisi ağzınızda emerek ya da ekmek arasında çiğneyerek veya hap gibi yutarak da kullanabilirsiniz. Toz haline getirdiğiniz propolisi, bala ya da yoğurda karıştırarak kullanabilirsiniz. Bunun yanında çevrenizdeki arıcılardan temin edeceğiniz propolisi de kullanabilirsiniz.
Arıcılardan temin edeceğiniz propolise gelince o zaman bilmeniz gereken, propolisin nasıl toplandığıdır.
Arıcılar propolisi iki şekilde elde ederler.
1/ kovan temizliği sırasında.
2/ propolis kapanlarıyla.
1/ Arıcıların kovan temizliği sırasında, el demiri ile kazıyarak elde ettiği propolisin temizlenmesi ve saflaştırılması çok zor bir işlemdir onun için bu tür propolis teminini vatandaşa önermeyiz.
2/ Propolis kapanı dediğimiz, ana arı ızgarasına benzeyen ızgara aracılığı ile toplanan propolis ise saf denecek kadar temizdir ve içinde sadece ve sadece balmumu karışmış olabilir. Bu propolisi kullanabilmeniz son derece kolaydır. Propolis kapanıyla toplanan propolis, ızgaranın yapısı gereği küçük parçacıklar halindedir. Oda sıcaklığında 18 ay boyunca bozulmadan saklanabilir.
İnternet ortamından rahatça bulabileceğiniz bu kullanım şekillerinden sonra benim görüşlerimi soracak olursanız; söyleyebileceklerim özetle şöyledir:
Öncelikle propolisi mucize bir ilaç olarak düşünmemeniz, bağışıklık sistemini güçlendirici, koruyucu bir besin desteği olarak kabul etmenizdir.
Propolisin ilaç haline getirilmesi çabaları devam etmektedir ve hangi hastalığa hangi dozda kullanılacağı konusunda kesinleşmiş bilgiler yoktur ve ilaç niyetine kullanılmasının düşünülmesi halinde; bu konuda çalışma yapan uzman hekimlerin tavsiyesine ihtiyaç vardır. Çünkü: Prof Hasan Hüseyin Oruç'un deyişiyle; "Hekimlerin propolis ve arı ürünleri konusunda genelde bilgi ve deneyimleri yetersizdir. Propolis üretiminde etil alkol ve su bazlı üretimlerde ürün kaliteli üretildiğinde sağlık üzerine yararlı etkileri görülmektedir. Ancak, bazı eksik ve farklı anlayışlar bulunabilmektedir, bunun bilimsel bir zeminde netleştirilmesi gerekmektedir. Su ve etil alkol ile üretilen ürünlerin zaman içinde kullanım alanları ve miktarlarıyla ilgili çalışmaların artması gerekmektedir. "
İkinci olarak; ham propolis değil, su bazlı da olsa; alkol esaslı da olsa, propolis ekstraktını kullanmanızdır. Çünkü: Uzmanlar, ham propolisin doğrudan kullanılmasının sakıncalı olduğu yolunda uyarılarda bulunmaktadırlar.
Ege Üniversitesi'nden Ozan Aldemir, Muğla Arıcılık Kongresinde (Kasım 2016) sunduğu; "Propolisin Anti-Inflamatuar Aktivitesi Üzerine Ekstraksiyon Yönteminin Etkisi " başlıklı tebliğinde "Propolis ham olarak kullanılamadığından dolayı, çözücüler ile ekstrakte edilerek saflaştırılmalıdır." diyor ve ilave ediyor; "Farklı çözücüler ile propolisteki farklı bileşenler ekstrakte edileceği için ekstraksiyon yöntemi propolisin aktivitesini etkileyebilir."
Profesör İbrahim Saraçoğlu da, propolisin olduğu gibi değil; ekstraktının kullanılması gereğine dikkat çekiyor. "Video'un 1'.30"dan sonraki bölümü propolisin yararları ve kullanımına aittir. https://www.youtube.com/watch?v=rx13LZZtZ4g&feature=youtu.be )
Propolis ekstraktına tamam da ne kadar kullanacağız dediğinizi duyar gibiyim.
Propolis ekstraktında, çözücü farkı ve çözdürülen propolis oranları arasında bir standart olmadığı gibi, dozajlar konusunda da bir standart yoktur. Prof. İbrahim Saraçoğlu; 10 damladan söz ederken, Prof. Hasan Hüseyin Oruç; "Belirlenmiş ve kısmen standardize edilmiş bir miktar bulunmamaktadır. • 10 kg vücut ağırlığı için bir damla gibi bir öneri dozu bulunmaktadır • Ancak bu kullanım miktarı; - hangi hastalığın tedavine yardımcı olmak için, - hangi çözeltiyle hazırlanmış propolis için, - hangi propolis: çözücü oranı için (1:2, 1:5), - propolis içindeki bulunan hangi fenolik bileşik ve miktarları için olduğu belli değildir. Peki bu doz propolisin kalitesi bilinmeden neye göre belirlenmektedir? Ancak bu konulara genel olarak hakim uzman kişiler ve kullanım amacına bağlı olarak uzman hekimler tarafından bu dozun belirlenmesi gerekir." demektedir.
Prof. Orhan Değer de su bazlı propolis için; her beş kiloya bir damla önerisinde bulunmaktadır.
O zaman bu konuda söyleyebileceğim tek şey; propolisi hangi kuruluştan alıyorsanız, onun tavsiyesine uymanızdır.
Bu arada, "ham propolis" ile "toz propolis" arasındaki ayrıma da dikkati çekmem gerekiyor. Yazının başında da belirttiğimiz gibi; "Propolis, 60-70 °C'de sıvı, 25-45 °C'de yumuşak ve yapışkan, 15 °C altında ise, katı kırılgandır." Yani propolisin oda sıcaklığında toz halinde bulunması mümkün değildir. Derin dondurucudan (veya buzdolabından) çıkardığınız propolisi kazıyarak veya kırıcılarla toz haline getirmeniz mümkündür ve bu uygulama; ya bala karıştırmak veya ekstraktının hazırlanması için ön hazırlık olarak yapılmaktadır. Bu toz haline getirilen propolis kısa sürede yapışıp toz halini yitirmektedir.
Bu gerçeğin ışığında; aktarlarda toz halinde satılan propolisin doğal propolis olmayacağının bilinmesi gerekir. (Toz şekerden yapılan pudra şekerinin topaklanmaması için içine nişasta katıldığı gerçeğini hatırlatmak isterim.)
Şimdi soracağınız soru şu olacaktır diye düşünüyorum. "Alkol esaslı propolis mi? Su bazlı propolis mi?"
Aslında bu sorunun net bir cevabı yok. Bilim adamları bu konuda farklı görüşler ileri sürüyorlar. Bu konudaki çalışmalar tamamlandığı zaman; hangisinin daha iyi olduğu değil, hangisinin hangi hastalıklara karşı kullanılacağı gündeme gelecektir diye düşünüyorum.
Bu kanıya nereden vardın diyecek olursanız; Prof. Hasan Hüseyin Oruç'un; "Propolis üretiminde etil alkol ve su bazlı üretimlerde, ürün kaliteli üretildiğinde, sağlık üzerine yararlı etkileri görülmektedir. Ancak, bazı eksik ve farklı anlayışlar bulunabilmektedir, bunun bilimsel bir zeminde netleştirilmesi gerekmektedir. Su ve etil alkol ile üretilen ürünlerin zaman içinde kullanım alanları ve miktarlarıyla ilgili çalışmaların artması gerekmektedir. Türkiye’deki propolis kaynaklarının genellikle kaliteli olduğu görülmektedir/tespit edilmiştir," sözlerine güveniyorum.
Yine Prof. Hasan Hüseyin Oruç hoca'nın, propolisin içindeki etken maddelerin, farklı çözücülerle, farklı oranlarda çözülmesine ilişkin sonuçlara dikkati çekmek istiyorum. Yani propolisle ilgili araştırmalar belli bir aşamaya ulaştıktan sonra, su bazlı propolisin hangi hastalıklara; alkol esaslı propolisin hangi hastalıklara iyi geleceği yolundaki açıklamaları ve hattâ; hangi hastalıkta hangi propolis ekstraktının ne kadar kullanılması gerektiği noktasına gelineceğini düşünüyorum.

O zamana kadar propolisi güvendiğiniz kişi ve kuruluşlardan almaya devam ediniz. Ama onu mucize bir ilaç gibi değil, bağışıklık sistemini koruyucu, güçlendirici bir besin desteği olarak kabul ediniz. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

15.12.16

SEZONU KAPATTIK

Arıcı Metin'in değerli izleyicileri, sezonu kapattık.
Sezonu kapattık derken, hem arılarla ilgili çalışmaları bitirdik, hem de arı ürünlerinin satışını tamamlayıp bitirdik anlamında kullanıyorum.
Geçtiğimiz hafta, Arıcı Metin Güçbirliği ekibi olarak kovanların aralarındaki boşlukları kapatıp üzerlerine birer örtü çekerek, muhtemelen Şubat sonuna kadar, arıların bakım işine ara verdik.
Yanlış anlaşılmasın, gezgin arıcı arkadaşlarımız, arılarını götürdükleri bölgelerde arıyı şuruplayıp besleyerek çalışmalarına devam ediyorlar. Sosyal medyadan gördüğümüz kadarıyla bazı bölgelerde arıcılar yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Ancak bizim bölgede, bizim rakımda, arılar kış salkımında artık. geçtiğimiz aylarda kışlık keki verdikten sonra bizde işler bitti. Tedbir kuldan, takdir Allah'tan diyerek işlemimizi bitirdik. Arılar kışa yeterli stokla girdiler. Kasım sonunda yavru uçumuna çıkan arıları da gözlemledik. Yani kışa genç arılarla girme işlemini de tamamladık. Bundan sonra, bahara kadar, Allah'a emanet.
Bu seneki bal hasadımızı da satışa çıkardığımızda kısa sürede tükendi ve böylece satış sezonumuzu da tamamlamış olduk. İnşaallah gelecek yıl da karşınıza çıkarız.
Artık kış döneminde biraz ders çalışalım. Muğla Arıcılık kongresinde yapılan konuşmalardan aldığımız notları değerlendirelim, yeni bilgileri paylaşmaya çalışalım. Örneğin ilk bahsetmek istediğim konu Arı Allerjileri ve tedavisi konusu olacak.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Can Naci Kocabaş'ın anlattıkları, biz arıcılar kadar; arı zehirine karşı allerjisi olanlar kadar, allerjik anaflaksi tehlikesi yaşayanları da yakından ilgilendiren bir konuşmaydı.
Şimdilik hoşça kalın, sevgiyle kalın.

29.11.16

BAL-ZENCEFİL-LİMON KÜRÜ

BAL-ZENCEFİL-LİMON KÜRÜ
Kışa giriyoruz.
Bazı bölgelerimizde karakış bastırdı bile.
Kışa girerken en çok grip, nezle, soğuk algınlığı ve öksürük rahatsızlıklarını çekiyoruz. Genellikle aile boyu hastalıklar sınıfına giriyor bu rahatsızlıklar. Çünkü: Evden biri yakalandı mı; diğerlerinin kurtuluşu nerede ise imkansızdır.
Çareyi, hemen doktorda aramayalım. Bal-Zencefil ve Limonla bir kış kürü yapabiliriz.
Bal-Zencefil-Limon kürüyle grip başta olmak üzere salgın hastalıklara karşı direnç kazanırsınız.
Soğuk algınlığıyla birlikte gelen öksürükle daha rahat baş edebilirsiniz. Nezle ve gribe iyi gelen bu kürle vücut direncini arttırırsınız.
Şahsen eşimin bitmeyen öksürük nöbetleri bu kürle sonlandı. (Ve bugün yine hazırlıyorum.)
Nasıl hazırlayacağız derseniz size lazım olan 400-500 gram doğal bal; 150-200 gram taze zencefil ve üç adet limon. (Bazı arkadaşlar bu karışıma bir veya iki adet çubuk tarçın da ilave ediyorlar)
Zencefili soyup ince ince (jülyen) doğruyorum. Yine aynı şekilde limonu da ince ince dilimliyorum. Hepsini kavanoza yerleştirip üzerine balı da ilave ediyorum. (Kavanozda boşluk kalırsa, üzerine bir iki limon sıkıp ağzına kadar tamamlayabilirsiniz)
Kış kürü için doğal antibiyotiğiniz bir iki güne kadar hazır olur. Karışım eriyip iyice sulandıktan sonra küçükler için bir tatlı kaşığı (büyükler için bir çorba kaşığı) aldınız mı tamam.

Zencefil ve limon parçacıkları ne olacak diye düşünmeyin. Onları da bir bardak sıcak suya ilave ederek çay gibi içebilirsiniz.

11.7.16

Bal Hasadına Hazırlanıyoruz.



Arıcı Metin'in değerli izleyicileri, bu yılın bal hasadına hazırlanıyoruz. Ankara'nın bazı bölgelerinde bal hasadı yapıldı bile. Görünüş; çok iyi bir sezon geçirmediğimiz şeklinde. Arılar henüz hırçın değil; yağmacılık tehlikesi de görünmüyor. Erkek arıların kovandan atılması işlemi de başlamadı. Ancak balın gelişi çok zayıfladı. Geçtiğimiz haftaki yağmurlar çiçekleri canlandırırmı diye düşündük ama henüz olumlu işaret de görünmüyor. Görünen o ki; bu yılın bal rekoltesi, geçen yıla oranla biraz daha düşük olacak. Fakat, kısmetten ötesi de yok.
Buradan, bal siparişi vermek isteyen arkadaşlara da duyurmak isterim. Sipariş kaydına başlıyoruz. Bal hasadının ardından, siparişlere göre dağıtıma başlayacağız inşaallah.
Balın fiyatı, geçen yılki gibi; süzme bal da petek bal da yine 70 tl olacak. Süzme ballar net bir kilo. Petek ballar da kutularda ve net bir kilo.
 Pek tavsiye etmesem de, ısrarla karakovan balı diyenler için de az miktarda karakovan balı olacak ve onun kilo fiyatı da 140 tl olacak.

23.5.16

İlk Oğul

Yağışlar arıların düzenini bozdu. Yağışlar nedeniyle arıların çalışma temposu değişti. güneşin açmasına göre uçuma çıkıyor ya da kovana hapsoluyorlar.
Havaların düzensiz gitmesi, bizim de düzenimizi bozdu. Yağış nedeniyle arılara bakmayı ihmal edince; ilk oğullarımızı da almış olduk. 

Pazar günü, iki yağmurun arasında, iki ceviz ağacında iki oğulun sahibi olmuş olduk.
Aslında oğul, bazı arıcı arkadaşlarımızı sevindirse bile, ben bu oğulun kendi eksikliğimizden kaynaklandığı görüşünde olanlardanım. Ancak yağış, lodos gibi olumsuzluklar bir araya gelince arıya bakamıyoruz. Haftanın yedi günü arılarımızın başında da değiliz. Hani derler ya; "Kızını başıboş bırakırsan, ya davulcuya gider, ya zurnacıya." deyişine benzedi bizimki de. Kızlarımıza yeterince bakamadık ve iki oğul sahibi olduk. Ancak oğullar, çok güçlü değil.
Biz de zayıf olan oğulu, zayıf bir kovanla birleştirme yoluna gittik. İkinci oğulu da kovana aldık. Ancak aşırı sıcak gideceği söylenen havaların bu oğulların geleceğini etkileyeceği de muhakkak gibi görünüyor.
Şu sıralardaki yağmurlar, bırakın arılara bakmayı, arılığa gitmemizi bile zorlaştırıyor. 
Allah, hakkımızda hayırlısını versin. Şimdilik hoşça kalın, sağlıcakla kalın.


26.4.16

Bal Bitti- Polen Zamanı

Arıcı Metin’in değerli izleyicileri, bu yıl geciken “Bal bitti” haberini bugün verebiliyorum. Gösterdiğiniz yakın ilgi ve alakaya teşekkür ederim.
Satışa ayırdığım ballar bitti. Elimde yaklaşık 5-6 kilogram süzme bal ile küçük çıtalarda 8-10 çıta bal kaldı. Onları da, balı şifa niyetine kullanmak isteyenler için ayırdım. Sağlık nedeniyle bal kullanmak zorunda olan ihtiyaç sahipleri, bal hasat sezonuna (Yani Ağustos ayı sonuna kalmasınlar diye ayrılmış durumda. (Küçük çıta ballarımızın kargoyla gönderilmesi, nerede ise imkansız olduğu için, Ankara içi teslim edilmektedir.)
Bunlara ilave olarak, elimde,  iki kavanoz polen-bal karışımı bulunuyor.
Şu anda polen hasat sezonu başlamak üzere. Polen kapanlı kovanlardan günlük olarak toplanan polenler, elenip, havalandırılıp temizlendikten sonra derin dondurucuya yerleştiriliyor ve soğuk zincire alınıyor. Böylece polenlerimiz toplandığı günkü tazeliğiyle sizlere ulaşıyor. Tüketim kolaylığı açısından polenlerimiz, her zamanki gibi, 100 gramlık ve 250 gramlık poşetlerle, güneş görmeyecek biçimde saklanmaktadır.

Polenimizin fiyatı, geçtiğimiz yıl gibi, kilogramı 120 liradan satışa sunulacaktır.

4.4.16

SEZON AÇILDI
Arıcı Metin'in değerli izleyicileri. Sezonu açtık. Öyle yem kontrolü falan değil. Ciddi ciddi çalıştık.

Ana kontrolü yaptık, varroa kontrolü yaptık. Zayıf arıdan petek alıp sıkıştırırken, kıştan çok güçlü çıkan arılara petek takviyesi yaptık. Ana kaybı yaşayan bir kaç koloniye (az bir umut olsa da) günlük yumurtalı, kapalı yavrulu çıta takviyesi yaptık.

Sizin anlıyacağınız, bugüne çıkan arının, bu sezonda artık ne iş yapabileceğini, ne yapamıyacağını kestirebilir hale geldik.

Arıcı Metin Güçbirliği ekibi olarak bu yıl, seçilmiş kolonilerden, kendi ihtiyacımız kadar ana arı üretimi gerçekleştireceğiz. Buna ilişkin hazırlıklarımız da büyük ölçüde tamamlandı. Artık bu alanda işimiz, zamanlamaya kaldı.