24.7.17

TEŞEKKÜR

Arıcı Metin'in değerli izleyicileri. Geçtiğimiz hafta göndermiş olduğumuz kargolarla polen satış sezonunu tamamlamış olduk. Bal ile beraber almak isteyen arkadaşlarımızın siparişleri isimlerine ayrıldı. Her yıl, sağlık sorunu olanlar için ayırmış olduğum az miktarda polen dışında polenim kalmadı.
Bu arada su bazlı propolis ekstraktının satışını da tamamlamış durumdayız.

Polen ve propolis ekstraktı talebiniz için teşekkür ederim. Bundan sonra bal hasadına hazırlanıyoruz. Nasipse Ağustos ayı içinde bal hasadını tamamlayıp sipariş kayıtlarına başlayacağız.

5.7.17

“Ham Bal”


Son günlerde bir ürün tanıtımında “ham bal” deyimi kullanılıyor. Tabii bu deyimi merak edenler de biz arıcılara soruyorlar. Ham bal nedir, sizde ham bal var mı?
Bu soruyla ilk kez karşılaştığımda, açıkçası şaşırdım. Türkiye Cumhuriyeti'nin son yayınlamış olduğu Bal Tebliği'nde “ham bal” diye bir tanımlamanın bulunmadığını söyleyebildim.
Nitekim bal tebliğinde; Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı maddeyi,
Bal orijinine göre ;
– Çiçek balı ; arıların bitki çiçeklerindeki nektarlardan ürettikleri balı,
– Salgı balı; arıların bitkilerin canlı kısımlarından veya bitki üzerinde yaşayan canlıların salgılarından ürettikleri balı,
Piyasaya sunuluş şekline göre;
– Petekli bal; petek içinde piyasaya sunulan balı,
– Doğal petekli bal; tamamıyla arılar tarafından üretilen doğal peteği içinde tüketime sunulan balı,
– Temel petekli bal; gerçek balmumundan çeşitli metotlarla, iki tarafı preslenerek hazırlanmış, sterilize edilmiş, işçi ve erkek
arı petek hücrelerinin temelini teşkil eden ince levha şeklindeki peteği içinde piyasaya sunulan balı,
-Süzme bal; ortam sıcaklığı 35 o C’ı geçmeyecek biçimde petekli balın santrifuj metodu veya dinlendirilerek süzülmesi ile
elde edilen balı,
– Kristalize süzme bal; kristalizasyon metotlarının herhangi birine tabi tutularak veya balın kristalleşmesi için herhangi bir
işleme tabi tutulmaksızın tamamen veya kısmen şekerleşmiş, krema ve fondan kıvamdaki balı,
– Pres bal; petekli balın basınç altında ortam sıcaklığı 40 oC’ı geçmeyecek biçimde sızdırılması ile elde edilen balı,
-Fırıncılık balı veya Sanayi balı; kendine ait doğal koku ve tada sahip olmayan, fermentasyona başlamış, ısıtılmış,
HMF miktarı, diastaz sayısı 6 ncı maddedeki l bendindeki şartlara uymayan direkt olarak insan tüketimine sunulamayan balı” tarif eder.
Bu tanımlamanın içinde yer almayan “ham bal” deyişi zihnimi oldukça meşgul etti. Nitekim sosyal medyada (hadi açıkça söyleyeyim Face'te sık sık tekrarlanan bir reklam) reklamın altına soru attım. Aldığım cevap beni tatmin etmedi. Cevap: Pastörizasyon işlemi yapılmadan doğrudan kullanılan bal olduğu ifade edildi.
Tahminim; arıcılık ve bal üretimi konusunda bilgi sahibi olmayan bir reklam yazarının, ya da yabancı bir reklamı Türkçeye çeviren bir mantığın ürettiği yeni bir kavram.
Bu ifadeyi, küçümsemek ya da alay etmek için kullanmadım. Çünkü; çeviri için Büyük Türkçe Sözlüğe baktığınız zaman
ham    Far. ¬¥m 
sf. 1. Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış: Ham elma. 2. İşlenmemiş (madde): Ham petrol. 3. İdmansız: Ham vücutla ancak bu kadar koşabilirim. 4. mec. Gerçekleşme kolaylığı veya imkânı olmayan: Ham hayal. Ham teklif. 5. mec. Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş: Ne ham adam!
 Güncel Türkçe Sözlük “ ifadesini görürsünüz. Yani; ham kelimesinin ikinci anlamı işlenmemiş maddedir. Ham Petrol deyimini de örnek gösterir.
Ancak işlenmemiş bal için Ham bal deyimi kullanılabilir mi? Ya da Ham Bal deyimi işlenmemiş bal için tam doğru bir karşılık olabilir mi? Bir haberci mantığı ile bunu sorguladığım zaman tam doğru karşılık olmadığını gördüm. Arıcılık konusuna vakıf olmayan, bal üretimi hakkında bilgisi olmayan biri, çeviride böyle bir tanımı kullanabilir. Çünkü. Balın olgunlaşması denilen bir kavram var. Baldaki nem oranına ilişkin bir kısıtlama var. Bal Tebliği, petekli balın yüzde 80 oranında sırlanmasını şart koşar.
Arıların bal üretimini bilenler, arıların çiçeklerden toplayıp getirdiği nektarı, işleyerek belli bir nem oranına düşürür ve sonra petek gözündeki balı sırlar. Sırlanmış bal, olgunlaşmış baldır. (Gezgin arıcıların bazılarının yapmış olduğu yanlış bir uygulama vardır. Arıyı kata çıkarmaz, balın olgunlaşmasını beklemez. Akşam kontrolünde arının nektarı (balı) petek gözüne bastığını görür; o peteği süzüp tekrar arıya verir.)
Balın olgunlaşması diye bir kavram olduğuna göre, Türkçe sözlükteki Ham kelimesinin birinci karşılığı dikkate alınmalıydı.
Tamam Türkçemize sahip çıkmıyoruz, dilimizi koruyamıyoruz ama böyle bir kavram kargaşasına düşmenin de gereği yok.

Kısa sözcüklerle derdimizi anlatmaya çalışacağız, çarpıcı olacağız diye yanlış bir kavramı, arıcılığın, bal üretiminin içine katmayalım. İşlenmemiş doğal bal deyin, doğal bal deyin, pastörize edilmemiş deyin ama ham bal deyiminde ısrar etmeyin. Tüm arıcıların sattığı bal, bu mantığa göre, ham baldır zaten.

4.7.17

POLEN ANKETİ

Polen satışlarımız tamamlanmak üzere. Polen alan arkadaşlarımız polenlerini kullanmaya başlamışlardır umarım. Polenin ellerine ulaşım şekli, polen kullanımından memnun kalıp kalmadıkları gelecek seneki çalışmalarımızı etkileyecek, bizi yönlendirecektir. Bu konuya ilişkin olarak hazırladığım anketi cevaplandıracak arkadaşların yorumlarını bekliyorum. Yorumların tamamı benim için değerlidir. Yorumlarınız için hepinize şimdiden teşekkür ederim.

            3.7.17

            Küçük Şeyler (arşivimden)


            Bugün, memleketi kurtarmaktan, siyasetten, “Büyük işler”den söz etmek istemiyorum.
            Nasılsa “herkes” büyük işlerden söz ediyor, büyük konuşuyor. Ancak küçük işler de ihmale gelmez. Sözüm meclisten dışarı, herkes çöpü önemsemediği için rastgele bir yere atar, bir süre sonra memleketi “mok” götürür, o zaman akıllar başa gelir. Siz nasılsa o günleri yaşayarak gördüğünüz için başka bir küçük şeyden söz edeyim. ARILAR!
            Her ne kadar ben büyük harflerle yazsam da minicik hayvanlardır. Einstein, arıların yok olması halinde; insanlığın da 4 yıl içinde yok olma noktasına geleceğini söylemiş. Tabii ben Einstein değilim, o kadar büyük laf söyleyemem. Söylesem de ciddiye alınmaz. Ama size küçük küçük bilgiler vereyim.
            Bir bal arısı, bir seferde 50-100 çiçeği ziyaret ederek polen toplar. Güçlü bir koloni, bulunulan bölgenin bitki yapısına göre 30-40 kilograma kadar polen toplayabilir.
            Yine arıların bir kilogram bal yapabilmesi için; 40 bin arının 6 milyon çiçeği ziyaret etmesi gerekmektedir. Yani sizin anlıyacağınız, arılar küçük mucizelerdir.
            Küçük mucize arıların en bilindik ürünü bal, besleyici, sağlık kazandırıcı bir gıda maddesidir. Biyolojik zayıflığı ortadan kaldırır, stresi azaltır, iştahı açar, (Tüketim şekline göre; kilo aldırır veya kilo verdirir), mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir.
            Son zamanlarda öğrendiğimiz polen, gördüğünüz, görebileceğiniz en iyi bitkisel proteindir. 35 gram polende, iki kilogram kırmızı ette bulunan protein kadar protein vardır. Bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır.
            Son zamanlarda kendisinden sıkça sözü edilen bir arı ürünü de arı sütüdür. Arı sütünün yararını anlatmak için şu basit kıyaslama yeterlidir zannederim. Kovanda görev yapan işçi arının ömrü, bal sezonunda ortalama 45 gün iken, sadece arı sütü ile beslenen ana arının ömrü 6 yıla kadar çıkabilmektedir.
            Arıların en değerli ürünlerinden biri de propolis’tir. Eski Yunanca’da (kentin koruyucusu) anlamına gelen propolis, arılar tarafından bazı bitkilerin filiz ve tomurcuklarından toplanır. Reçine gibi yapışkan olan bu madde kovan için en hayati üründür. Antibakteriyel, anti mikrobiyal, anti fungal… vb özelliklere sahip propolis için Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Orhan Değer, “Balın değerini 1 olarak kabul edersek, polenin değeri 2,5, propolisin değeri 10’dur” demektedir.
            Arı’nın zehirinin de şifa kaynağı olduğunu hatırlatmak isterim.
            Pekii, bu küçük mucizeler hakkında anlattıklarım sizce yeterli mi?
            Hayır, daha yeni başladık diyebilirim. Arıların en büyük yararı, bitkisel üretimde sağladığı artış alanındadır. Bu konuya devam etmeden önce sizlerle kısa bir alıntı paylaşayım;
            Arilarin yararları bununla da bitmez, bitkisel üretimde çiçekten çiçeğe dolaştıkları  için tozlaşmayı (bitkilerin döllenmesini) arttırırlar. Örneğin sebze ve meyve üretiminde verimi 4-5 katına çıkartırlar. Yapılan araştırmalarda arıların bitkisel üretime katkılarının bal ve balmumu üretiminden elde edilen gelir toplamından 143 kat daha fazla olduğu sonucu çıkmıştır. Arıların bitkisel üretime yaptıkları katkılar sebebiyle ABD, Kanada ve Avustralya'da plantasyon alanlarında ari kolonilerinin kiralandığı ve pek çok arıcının bu yolla arıcılıktan elde ettiğine yakın gelir sağladığı da bilinmektedir.” (Türkiye’de 1966-1986 yılları arasında Arıcılığa genel Bakış, sa:6, Araş. Gör. Harun Tunçel, AÜ Basımevi, Ankara, 1992)
            Tarım Bakanlığı verilerine göre; arının girdiği alanda, ayçiçeğinde tane doluluk oranı en az yüzde 40 artmaktadır. Kiraz ve badem bahçelerinde arının olmadığı ortamda meyve tutum oranı yüzde 7-8’lerde kalırken, arının girdiği bahçelerde meyve tutum oranı yüzde 90’ı geçmektedir. ABD’de yapılan araştırmalarda, Arı ürünlerinden elde edilen gelirin toplamının 10 katı gelir, tarımsal üretim artışı ile sağlanmaktadır.
            Buraya kadar anlattıklarım, küçük mucize dediğim arıların bizler için yapabilecekleridir. Ancak gerçekten yapabiliyorlar mı? dediğiniz zaman, arılardan çok kendimiz için üzücü haberler vermek zorundayım.
            Olayın birinci boyutu, tarım ilaçları ve ilaçlaması. Örneğin ayçiçeğinde GDO’lu ürünler piyasayı sarınca, GDO’lu tohumla yetiştiricilik yapmaya başlanınca, arılardan randıman alamıyoruz. GDO, bizim için ne kadar zararlıysa; arılar için de o kadar zararlı. 2014 yazında Trakya’da binlerce koloni arı öldü. Sebebi mi, ilaçlı tohumlar. Tohumlara zarar gelmesin diye kontakt ilaçlama yapılmış tohumların yetişmesinin ardından ayçiçeği tarlasına giren arılar zehirlenip telef oluyorlar. Düşünün, tohumdaki zehir, ayçiçeğine geçiyor. Aslında bu, bizim için de kara haber. Arılar, küçük olduğu için zehirden daha çabuk etkileniyor ama aynı zehiri, bizim de aldığımızı düşünürseniz durumun vahametini anlarsınız.
            Olayın bir de arıcı boyutu var. Arıcının emeğinin karşılığını alamaması, arıcıyı yanlış uygulamalara yöneltiyor. Arıya, şeker şurubu ya da glukoz şurubu vererek üretimi arttırmaya çalışmaları, insan sağlığı açısından zararlı sonuçlara neden oluyor.
            Tarımsal üretimde, hormon yerine arının kullanılması bizleri hem zehirden koruyacak, hem de sağlıklı bol üretim imkanı sağlayacaktır. Pekii bu konuda mevzuat ne diyor?

            Bakın, küçük şeyleri anlatalım dedim ama sonuçta, ülkemizdeki tarımsal üretime ve insan sağlığına geldik…. Daha sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için küçük şeylere de dikkat etmemiz gerekiyor galiba.

            25.6.17

            Bayramlaşma

            Bayramlar, hüzünlerin bittiği (en azından bitmesini istediğimiz), sevinçlerin paylaşıldığı, birliğimizin, dirliğimizin güçlendiği günlerdir. Bu bayramın ilk günü, benim için aynı zamanda doğum günüm de oldu. Aileden, akrabadan, arkadaşlardan, dostlardan bayramlaşabildiklerimizle bayramlaştık.
            Evlatlarımız, torunlarımız uzak diyarlarda. Onlarla mesajlaşabildik. Arayıp, mesaj gönderen arkadaşlarımız oldu. Ancak öylesine çoklar ki; hepsine teker teker cevap yetiştirmem mümkün olmayacak. Onlara, buradan toplu teşekkürüm için gönül koymasınlar. Çünkü: Kızlarımızla bayramlaşma vaktimiz geldi. Ankara içi bayramlaşmaları tamamladıktan sonra, Ayaş'a kızlarımızın yanına bayramlaşmaya gidiyorum. Her ne kadar onlar el öpmeyi bilmeyip sadece soksalar da; Allah, onların eksikliğini bizlere göstermesin.

            24.6.17

            Bayramlar, umuttur, geleceğe yönelik beklentilerin zirveye ulaştığı dönemlerdir. Bayramlar, küslüklerin, dargınlıkların sona erdiği, ayrılıkların bittiği, milletin birbiriyle kucaklaştığı nadir günlerdir.
            Bir aylık sabrın arkasından yarın başlayacak olan Ramazan Bayramı da dargınlarımızı barıştırsın, bizi bir yapsın, gelecek umutlarımızı tekrar yeşertsin. Mübarek ramazan bayramı hepimize, hepinize hayırlı, uğurlu, kutlu olsun.

            19.6.17

            Arıcı Metin'in değerli üyeleri. Polen satışlarına bayram arası veriyoruz.

            Bugüne kadar sipariş veren üyelerimizin siparişlerinin kalanını bu sabah PTT kargoya teslim ettim. Ancak kargoda ciddi bir yoğunluk yaşandığı için, bayram sonrasına kadar polen göndermek riskli olacak.

            Gönderimlerde genellikle sorun yaşamadık ama bir arkadaşımızın poleni bir kaç gün gecikmeli gitti. Bir kaç günle bir şey olmaz ama biz elinize olabildiğince taze yetişmesini hedeflediğimiz için dağıtıma, bayram ertesine kadar ara vereceğiz.