10.6.18

TEŞEKKÜR ve MİNİ ANKET


 Arıcı Metin'in değerli izleyicileri.

Bu hafta itibariyle, polen satışımızın birinci etabını tamamladık. Siparişlerin tamamını dağıttık. (Ancak ileri tarihli siparişler , zamanında teslim edilmek üzere, ayrıldı. Bu arada parasını gönderip de polenini alamıyan arkadaşlarımız varsa, onların da beni uyarmasını dilerim.)

Bayram tatili nedeniyle, ara verdiğimiz dağıtım işine, nasip olursa bayramdan sonra devam edeceğiz. Ancak iki arkadaşımızın, polenin paketlenme biçimine ilişkin yorumları nedeniyme, en az iki yıldan beri kullanan arkadaşlarımız başta olmak üzere bir mini anket yapmak istiyorum.
Anket sorumu sormadan önce; hem iki arkadaşımın düşüncesini ve benim gerekçemi paylaşmak isterim.

Bir arkadaşımız, polenin vakumlanması nedeniyle paketin yapıştığını ve polenin ezildiğini söyledi.
Başka bir arkadaşımız da; polenin kilitli poşet sayesinde derin dondurucuda daha kolay muhafaza edilebildiğini, vakumlu paket açıldıktan sonra derin dondurucuda muhafazasının zor olacağını söyledi.
Sizlerin düşünceleri ve önerileri; benim bundan sonraki çalışmalarıma, muhakkak, yön verecektir. Ancak ben ciddi bir masraf yaparak vakum sistemine geçerken; polenin havayla irtibatını kesip çok daha uzun süre muhafaza edilebilmesini amaçlamıştım.
Polenin kullanımı konusunda, sorular geldiği zaman; bir polen taneciğinin aslında onlarca polen taneciğinden meydana geldiğini, havanda dövülerek karışım haline getirilmesi gerektiğini, doğrudan tüketirken de iyice çiğnenmesi gerektiğini anlatıyorum.
Şimdi sizlerden ricam; Polenin eskisi gibi kilitli poşetle mi; yoksa vakumlu poşetle mi gönderilmesini tercih ettiğinizi yazmanız.
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.

21.5.18

Dünya Arılar Günü


Bal arısı gen çeşitliliğiyle dünyada önemli ve büyük bir gen merkezi konumunda olan ülkemizde arıcılıkla ilgili faaliyetlerin güçlendirilmesine ve üreticilerin arıcılıkla ilgili bilinçlendirilmesine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı büyük önem vermekte olup, bal kalitesini korurken, bal üretimini artırmak ve modernize etmek amacıyla teşvik ve hibeler yoluyla arıcılık sektörü desteklenmektedir.
Arıcılık, sadece tarımsal ve kırsal bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda bitkilerin polinasyonuna sağladıkları katkılarla birlikte, ekosistemin devamlılığı için de son derece önemli bir faaliyettir. Bununla birlikte kırsaldan kente göçün önlenmesine katkı sağlayarak, kadınlardan, genç ve yaşlılara kadar geniş bir yelpazede çiftçilerin uğraşı alanı olabilecek bir ekonomik faaliyete dönüşmektedir.
Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olmak üzere 3 farklı biyocoğrafik bölgenin kesişme noktasında yer alan ülkemiz, üçte biri endemik olan yaklaşık 12.000 tür bitki çeşitliliğine ev sahipliği yapmakta ve yüz bin tonun üzerinde bal üretimiyle Dünyada Çin'den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Dünyada bilinen ballı bitkiler florasının %75'ine sahip olan ülkemiz aynı zamanda dünya çam balı üretiminde %90'lara varan oranla en büyük payı almaktadır.
Söz konusu veriler ve bilgiler doğrultusunda, arıcılık sektöründeki ağırlığımız ve potansiyelimiz göz önünde bulundurulduğunda sektörün uluslararası arenada da geliştirilmesine yönelik çalışmalara ülke olarak önemli ölçüde destek vermekte olduğumuz ve bu girişimlerden biri olan Slovenya ile birlikte, aralarında ülkemizin de bulunduğu, 115 ülkenin ortak sunuculuğunda, 20 Mayıs tarihinin "Dünya Arı Günü" ilan edilmesine yönelik karar tasarısı, 20 Aralık 2017 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Her yıl 20 Mayıs tarihinde düzenlenecek "Dünya Arı Günü" etkinlikleriyle, arıların ve diğer tozlayıcıların insanlık ve dünyamız için taşıdıkları önemin hatırlanması ve bu konuda bir farkındalık oluşturulması ayrıca düzenlenecek bu etkinliklerle Birleşmiş Milletler 2030 gündeminde tanımlanan Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin başarılmasına da katkı sağlayan biyoçeşitliliğin ve ekosistemin korunmasına dikkat çekilmesi hedeflenmektedir.

Bu kapsamda, konuyla ilgili farkındalığın artırılması ve imkanlar dahilinde çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi hususunda ilgili üniversitelerin başta Ziraat ve Veteriner Fakülteleri olmak üzere ilgili bölümler nezdinde akademik personel ve öğrencilerine duyurulmaktadır.
Kaynak: www.yok.gov.tr







Arıların Günü


 Arıcıların en yoğun olduğu zamanlardayız. Tabii yoğunluk zamanı bölgeden bölgeye; arıcının çalışma tarzından tarzına değişiyor ama genelde en yoğun çalışmaların yapıldığı dönemdeyiz.
 Bir yandan arıların gelişimini takip edeceksin; öte yandan arıların oğula gitmesini engellemeye çalışacaksın. Oğul gelirse de ; sen nerden çıktın demek yerine hemen kovana alacaksın...
Bu sayılanlar, zaten her arıcının her zaman yaptığı işler. Biz, ilaveten polen toplama işiyle de uğraşıyoruz. (Tabii bizim sistem biraz farklı. Özellikle arısı çok olanlar poleni toplar, makineden geçirir, kurutur. Biz poleni toplar toplamaz ön elemeden geçirip şokluyoruz. ardından havalandırarak ayrıntılı ayıklama işleminden geçirip vakumluyoruz. Polenin toplandığı tazelikte muhafazası için; polenin fotoromanı başlıklı paylaşımı izleyebilirsiniz)




Tabii toplanan polenlerin dağıtımı da var ve o da ciddi zaman istiyor. Polen bekleyen arkadaşlarımdan sabır rica ediyorum.

16.5.18

Polenin fotoromanı



Evinize gelen polenin fotoromanı. 
Poleni, tüketimine kadar üç aşamalı bir işlem kabul edilecek olursa; bu fotoğraflar, ikinci aşamanın özetidir. Arılar, çiçekleri tek tek dolaşarak topladıkları polenin bir kısmına biz ortak oluyoruz.
Amacımız, topladığımız poleni en taze haliyle size ulaştırabilmek.
Aşağıdaki resimlerde; polenin toplanması, elenmesi, ayıklanması ve tartılarak vakumlanmasına ilişkin fotoğrafları izleyebileceksiniz. Ancak ben, fırsattan istifade, polen kullanımı ile ilgili olarak sık sorulan bazı soruların cevaplarını da buradan iletmek isterim.
"Polen satışının başlaması ile birlikte bir çok soru gelmeye başladı. Soruların en büyük bölümü; çocuğum için kullanmak istiyorum, 2-(3-5) yaşında çocuğum için kullanabilir miyim? Geçen yıl almış olduğum poleni kullanmamda bir sakınca var mı?
Bu ve bunlar gibi onlarca soru... Her mesaja tek tek cevap vermeye çalışıyorum ancak uzun zaman arılıkta kaldığım için Face'i düzenli takip etmem mümkün değil. Bu yüzden toplu bir cevap vermek istedim.
Öncelikli soru; polen kullanmaya başlama yaşı. Bildiğim bir yasaklama olmamasına rağmen iki önemli sınırlama var. Birincisi: Baldaki yaş sınırı. Bir yaşına kadar olan bebeklere bal verilmemesi bir kuraldır. Diğer arı ürünlerini de aynı kural çerçevesinde değerlendirirsek; çocuğunuza, bir yaşını geçinceye kadar polen de dahil, arı ürünlerini vermemenizi tavsiye ederim.
Bu sınırlamadan daha önemli sınırlama, Allerji konusudur ve bunun yaş ile ilgisi yoktur. 


Türkiye'de yüzde 7-8 civarında polen allerjisi olduğu bilinmektedir. Çocuğunuzda (aslında sizde de) polen allerjisi olup olmadığını bilmeden doğrudan polene başlamak sıkıntıya neden olabilir.
Polen allerjisi olup olmadığını bilmenin en kesin yolu, üniversite hastahanelerinde yapılan allerji testleridir.
Bu olmaz ise, kendinizde (veya çocuğunuzda) polen allerjisi olup olmadığını anlamak için polen tadımıdır. Yaşa göre; bir veya iki polen taneciği alınır, dil üstünde erimesi beklenir. Kaşıntı-döküntü gibi allerjik reaksiyon görülmemesi halinde bu test bir kaç gün tekrarlanır. Yaklaşık bir hafta sonra doz bir misli arttırılarak deneye devam edilir. Bu sürece doz arttırılarak devam edilir. Ancak 2-3 yaşındaki bir çocuk için verilen günlük polen miktarı yarım çay kaşığını geçmemelidir.
Allerji konusuna önem vermemiz gerekiyor. Sadece polen için değil, tüm besinler için. Fıstık ezmesi yediği için, çilek yediği için hastahanelik olan insanlara ilişkin haberleri duymuşsunuzdur. Yine arı sokması nedeniyle hastahenilek olan, hayatını kaybeden insanlara ilişkin haberleri de okumuşsunuzdur. Allerji'nin en uç noktası "anaflaktik şok"tur ve konuya ilişkin paylaşımımı Face'te Arıcı Metin sayfasında ya da www.aricimetin.co adresinde bulabilirsiniz.
Bir soru da, geçen yıl almış olduğum poleni kullanabilir miyim?
Bu sorunun cevabı almış olduğunuz polenin taze polen mi, kurutulmuş polen mi oluşu ve saklama koşulları ile yakından ilgilidir. Benim satmış olduğum polen taze polendir ve derin dondurucuda muhafaza edilmesi gerekmektedir. Derin dondurucuda muhafaza edilmesi kaydıyla, bir yıl tazeliğini korur. Daha da ilginci, derin dondurucudan çıkardığınız polenin çözülmesini bekleme diye bir sorun yoktur. Poleni buzluktan çıkardığınız anda kullanabilirsiniz. Derin dondurucuda muhafaza etmediğiniz polenin tazeliğini koruması mümkün değildir.
Aktardan almış olduğunuz kurutulmuş polenin saklanması diye bir soru düşünemiyorum. Aktarlarda zaten rafta duran poleni nasıl saklarsanız saklayın değişmez. Kurutulmuş polenin besin değerini kaybettiğine ilişkin bilimsel yayınlar vardır. (Güven Kapısı'ndaki POLEN" dosyasını incelemenizi veya www.aricimetin.coadresinde bir sorgulama yapmanızı tavsiye ederim.)
Poleni kullanım biçimi ve miktarı konusunda da sorular geliyor. Bu kullanıcının niyetine bağlı bir cevap olabilir. Günlük doz alınacak miktar, ortalama bir tatlı kaşığıdır. Günlük bir çorba kaşığı da kullanabilirsiniz. Polen kürü yapmak istediğiniz takdirde düzenli olarak belirli miktarları almak durumundasınız. Bunun için de Güven kapısı'ndaki Polen dosyasını incelemenizi veya www.aricimetin.co adresinde sorgulama yapmanızı öneririm."













14.5.18

POLEN SATIŞINA BAŞLIYORUZ

Polen zamanı geldi. 
Arıcı Metin'in değerli izleyicileri polen satışına başlıyoruz.
Polenin kilo fiyatı, bu sene polenin kilo fiyatı 160 lira olacak. Daha önce olduğu gibi, 250 gramlık paketler halinde hazırlıyoruz. 250 gramlık bir paket polenin fiyatı 40 lira+ 8 lira kargo ücreti tutuyor.


14.2.18

TEŞEKKÜR

Arıcı Metin'in değerli izleyicileri. İlginize teşekkür ediyorum. Bal siparişlerinizin dağıtımını tamamladım.
An itibariyle elimde balım kalmadı.
Yeni sezon hazırlıklarımız devam ediyor.
İnşaallah nasip olursa Haziran ayında taze polenle, Ağustos sonundan itibaren de balımızla tekrar karşınızda olacağız.
Halen su bazlı propolis ekstraktı satışımız devam ediyor.

30.12.17

Hatırlatma
Arıcı Metin'in değerli izleyicileri. Benim arıcılık serüvenim 2002'de başladı. O yıldan beri, arıcılıkla ilgili her gün yeni bir şey öğreniyorum. Öğrendiğim bilgileri de cevremle paylaşmaya çalışıyorum. Baldaki kristalizasyon süreci de bu paylaştığım bilgilerden birisidir. Çiçek balı, belirli bir süre zarfında kristalize olur. Arının bal topladığı çiçeklerin cinsi ve saklama koşulları kristalizasyonun iki temel nedenidir. Örneğin ayçiçeği balı bir kaç hafta içinde kristalize olur. Diğer çiçek balları da 2 ayla, iki yıl arasında değişen sürelerde kristalize olurlar. Pastörize edilmiş, filtrasyondan geçirilmiş market balları, ile çam balı (çünkü: o salgı balıdır, çiçek balı değil) kristalize olmazlar.
Bunu hatırlatma nedenim; benden daha önce bal alan arkadaşlar bilirler. Benden gelen bal kristalizasyon aşamasına gelmeden sizlere ulaşırdı. Kimi arkadaşlar bal kristalize olmadan balını bitirir, kimi arkadaşlar da, beni arayarak "Metin bey, sizden almış olduğum bal kristalize oldu. Ne yapmamı önerirsiniz?" diye sorarlardı.
Bu sene, balımın bir kısmının dağıtımını yapamadan ABD'ne kızımın yanına gittim. Kalan balın saklanma ortamı nedeniyle (Güneş görmeyen serin bir ortam) balda kristalizasyon süreci başladı. Baldaki kristalizasyon süreci, tamamen doğal ve olması istenen bir süreçtir. Balı o şekilde veya sıcak su dolu bir kabın içinde kısa bir süre tutarak tüketebilirsiniz. Ancak alışkanlıklar nedeniyle balı bu şekilde tüketmek istemeyene de saygı duyarım.
Bana bal siparişi veren arkadaşlara bu nedenle hatırlatmak istedim. Kristalize olmaya başlamış bir balı ben istemiyorum diyen arkadaşlar bal siparişlerini iptal edebilirler. Dağıtıma 2-3 Ocak tarihinde başlayacağım inşaallah.